Fenerbahçe ve Atatürk

Atatürk’ün Spora Verdiği Önem Nedir?

Atatürk’ün Spora Verdiği Önem Nedir?

Spor, insanı zinde tutan ve bedenin aktif kalmasını temin eden bir olaydır. Atatürk, çağın gerektirdiği ve bedenin en zinde haliyle yaşamını sürdürmesinin spor sayesinde olacağını biliyordu. Sağlam kafanın sağlam bir vücutta ikame olacağı hakikatinden hareketle, vücudun aktif olmasının, beyne sirayet edeceği bilinci ile yurttaşlarının sağlıkla kalmalarını istemiştir.

Ahlakın Yayılmasında Sporun Tesiri

Özellikle genç kuşakların, hem ruhen hem bedenen hem de fikren zinde kalmalarını sağlayan araç olarak sporu gösteren bir Atatürk vardır. Ahlakın toplumda yer bulması ve yayılmasının işareti olarak o, sporcunun ahlak temel tabanlı olanından hoşlandığının altını çizmişti. Toplumu ayakta tutan dinamik olan ahlakın önemini, altını kalınca çizerek vurgulamıştı.

İlim, bir milleti hem ayakta tutan hem de ilerlemesine ve güçlenmesine neden olan bir olgudur. Sporun ilme katkısına da değinen Atatürk, bedenin zinde olması hem beyni hem de zihni yapıyı geliştireceği için, sağlıklı düşünen insanların ilmi faaliyetlere olan katkısı da artacaktır.

ataturk ve spor
atatürk ve spor ilişkisi

Sporun Her Çeşidine Destek

Atatürk, sporun her türüne destek veren bir anlayışa sahipti. Spor ve sporcuya verdiği önem, veciz sözlerinden anlaşılmaktadır. En sevdiği sporlar arasında, ata sporu güreş, ilk sırada yer alırdı. Cumhurbaşkanlığı köşkünün bahçesinde zaman zaman güreş müsabakaları yaptırırdı. Herkesi yenen Çoban Mehmet lakaplı Türk yiğidine, güreş teklif eder. Aldığı cevapla da duygulanır. Zira bu ahlaklı sporcu, sizi bütün bir cihan devletleri yenemedi paşam, benim gibi biri mi yenecek şeklinde bir cevap vermişti.

Atatürk, sporu teşvik ettiği gibi kendisi de uygulamaları ile de göstermiş bir karakterdir. Her fırsatta ata binerek, doğada yürüyüşe çıkarak bunu gösterirdi. Özellikle Florya sahilinde, yüzerek de sporcu kimliğini konuştururdu. Bu sahilde zaman zaman da kürek çekerek, Türk insanının spor yapması gerekliliğini bizzat gösterirdi.

Gençlik Dernekleri ve Gençler

Atatürk, gelecek nesillerin genç kalabilmesi için gençlik dernekleri projesi vardı. Hem fikren hem de bedenen genç nesillerin, gençlik dernekleri ve izcilik faaliyetleri ile ele alınması taraftarıydı. Beden eğitiminin okullarda bir program dâhilinde uygulanmasını savunuyordu.

Spor kulüplerinin başkanlarının da kesinlikle iç siyasetten uzak kalmalarını istemişti. Spor yaparken de bilinçli yapılması ve spor fizyolojisinin ele alınması gerekliliğine değinmişti. Hem zihni hem vicdanı hem de fikri hür nesiller arzu ediyordu.

Kemalist Nedir?

Kemalist Nedir?

Kemalist kelimesini, Mustafa Kemal’in yolundan gidenler, ona tabi olanlar olarak tarif ederler. Kemalist kavramı, 1920 senesinde ortaya çıkan bir kavramdır. Bu kelimeyi, İngiliz Yüksek Komiseri De Robeck, hazırladığı bir raporunda kullanmıştır. Kurduğu cümlede, Fransızların Kemalistlere karşı niyetlerinin iyi olduğuna değiniliyor. Bundan ötürü bu kelime ilk kez İngilizler tarafından kullanılmıştır.

Batı Menşeli Kelimeler

Bir kelimenin sonunda yer alan “İZM” eki, o kelimenin batı menşeli olduğunun bir göstergesidir. Kemalist kelimesinin Kemalizm kelimesine evirilmesinin izahı da burada yatmaktadır. O dönemde, ilk kez, Türkiye içerisinde neler olup bittiğini idrak etmeye çalışan batılı yazarların kullandığı bir kelimedir.

O gün, Mustafa Kemal’in arkasından giderek kurtuluş mücadelesini veren insanlar için kullanılan Kemalist kelimesi, bu gün çok farklı bir noktadadır. Zira kurtuluş mücadelesi esnasında, İngilizlerin elinde esir düşen ve idam edilen bir Türk askerinin fotoğrafına; İzmit şehrinde, Kemalist bir Türk idam edilmiştir, ibaresi yer alıyordu.

Atatürkçülük mü Kemalizm mi?

Atatürkçülük ile Kemalizm arasında da farklar olduğu, otoriteler tarafından kabul edilen bir gerçektir. Kemalizm kelimesini, keskin ve kalpaklı olarak değerlendirilirken, Atatürkçü kelimesi, daha hoşgörülü ve kravatlı olarak tarif edildiği görülür.

Atatürkçülük kelimesini en çok savunanların başında, Şerif Mardin gelir. Ona göre, Osmanlı Türkiye’sinden bazı unsurların şekil değiştirmesi ile oluşan bir Türkiye Cumhuriyeti vardır. Yenidünyada yer almak ve batının uygarlığına erişmenin öncüsü de Mustafa Kemal Atatürk olduğundan dolayı, Mardin, bu kelimenin en doğrusu olduğu tezini savunur.

Kemalizm’e Evirilme

Kemalizm kelimesinde ısrar edenlerin iki temel sebebi vardır. Bu kelimenin artık uluslararası bir dil literatürüne çoktan girmiş olması, ilk sebepleri arasında bulunur. İkinci nedeni ise Atatürk kelimesinin özel bir yeri olduğu ve bu kelimenin kullanımının dondurulması gerektiğidir. Zira bu kesim, Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlığında yapıp ettiklerinin birer bekçisi imiş gibi kendilerini görmektedirler.

Kemalist ideolojinin oluşmaya başlaması, 1930’lu senelere tekabül eder. Dünya üstünde kurulan tek partili sistemler, oldukça süratli yayılıyordu. Birçok Avrupa ülkesinde dahi başlamıştı. Kemalist ideolojinin oluşturulmasının altında yatan, bu rejimlere yönelmek ve bu rejimlerin bir uyarlamasını ülkede gerçekleştirmekti. Türkiye Cumhuriyeti de kendi ideolojisini oluşturmayı tercih etmiştir.

mustafa kemal
mustafa kemal atatürk

Mustafa Kemal Ne Düşünüyor

Mustafa Kemal Atatürk acaba bu konuda ne düşünüyordu? Bilinen tek gerçek, Mustafa Kemal Atatürk, kesinlikle ideolojilere karşıydı. Doktrin ve ideolojilere karşı bir tavrı vardı. Bunu en net şekilde anlatan da Yakup Kadri Karaosmanoğlu’dur.

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet Halk Partisine ait ilkelere göz attığı bir sırada, Karaosmanoğlu bir söz söyler. Cumhuriyet Halk Partisinin bir inkılap partisi olduğunu söyler. Her inkılap partisinin de bir doktrini bir ideolojisi olmak zorundadır. İdeolojisi ya da doktrini olmadan partinin yürümeyeceğini anlatır. Mustafa Kemal Atatürk, tebessüm ile Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun yüzüne bakar. O vakit dona kalırız, ifadelerini kullanır.

Mustafa Kemal Atatürk Sonrası Kemalizm

Mustafa Kemal Atatürk, yaşamını yitirdikten sonra Kemalizm, Atatürk’ü merkeze alan bir anlayışa dönüştü. Dogmatik, hem dünyaya hem değişime hem de her türden gelişime kapalı bir ideoloji olarak anlaşılır ve anlatılır bir hale döndü. Özellikle 1946 senesi, demokrasi ile yüzleşme sonrasında artan bir vurgu halini alan bir kelime, Kemaliz olmuştur. Kemalizm’in hem katı bir ideoloji şeklinde kurgusu hem de siyasal kutuplaşmalar için araç olarak kullanılması, 1960 sonrası görülen bir olgudur.